Okkalı söz nedir ?

Selin

New member
Okkalı Söz Nedir? Bir Hikaye Üzerinden Anlayalım

Herkese merhaba,

Bugün sizlere, hepimizin hayatında bir şekilde yer etmiş, belki de duymaktan yorulmadığımız ama tam anlamıyla ne olduğunu düşündüğümüzde kafamızda soru işaretleri bırakan bir kavramdan bahsedeceğim: Okkalı söz. Gerçekten ne demek? Sadece kulağa hoş gelen, sert bir şekilde dile getirilen kelimeler mi, yoksa arkasında derin anlamlar taşıyan, hayatımıza dokunan bir güç mü?

Hikayemde de size, "okkalı söz"ün ne demek olduğunu anlatmaya çalışacağım. Hem erkeklerin çözüm odaklı, stratejik bakış açılarıyla, hem de kadınların empatik, ilişkisel yaklaşımlarıyla şekillenen bir dünyada, kelimelerin gücünü nasıl keşfettiğimizi görmek isteyen birine, size bir hikaye sunacağım. Belki de bu hikaye, okkalı bir sözün gücünü anlatan bir yolculuğa dönüşür.

Okkalı Bir Söz: “Yüreğini Koymadığın Hiçbir Şeyin Gerçek Değeri Yoktur”

Bir zamanlar, İstanbul’un arka sokaklarında küçük ama kalabalık bir çay bahçesi vardı. Burası, birçoğumuzun gittiği, sabahın erken saatlerinden gece yarısına kadar, dostlarıyla, sırlarını paylaşanların buluştuğu, hayatın telaşından bir nebze olsun uzaklaşmak isteyenlerin sığındığı bir yerdi. İnsanlar burada, çaylarını yudumlarken, hayatın sorunlarından biraz olsun uzaklaşıp, eğlenceli sohbetler ederlerdi.

Bu çay bahçesinin en popüler simalarından biri, biraz sessiz, bazen karizmatik ama hep doğruyu söyleyen Cemal’dı. Cemal’in, hayatı, çözümleri ve doğrudan insanlara söylediği o güçlü sözleri vardı ki, her zaman yerinde, zamanında ve doğru bir şekilde söylenmiş gibi hissedilirdi. “Okkalı bir söz” dediğimizde tam olarak onu anlatıyordu Cemal. Kendine güveni, duruşu ve net söylemleriyle herkesin saygısını kazanmıştı.

Bir gün, Cemal çay bahçesinde otururken, arkadaşı Ayşe yanına geldi. Ayşe, her zaman neşeliydi ama o gün gözlerinde bir hüzün vardı. Üzgündü. İçindeki sıkıntıyı, derdini dışarıya vuramamıştı. O zamana kadar her şeyin çözümünü kendi içinde bulabileceğini düşünmüştü ama şimdi, bir şeyin eksik olduğunu hissediyordu. Cemal’in yanında her zaman biraz huzur buluyordu ama bu sefer farklıydı.

Ayşe oturdu, derin bir nefes aldı ve Cemal’e döndü:

— "Cemal, ben neyi eksik yapıyorum, neden hep bu kadar yalnızım?"

Cemal, gözlerini Ayşe’ye dikip, ağır ama bir o kadar da güven veren bir şekilde cevap verdi:

— "Ayşe, yüreğini koymadığın hiçbir şeyin gerçek değeri yoktur. Ne kadar neşeli, ne kadar başarılı olursan ol, eğer içindeki seni anlamazsan, hiç bir şeyin sana gerçek anlamda huzur getirmez."

Bu okkalı söz, Ayşe’nin zihninde yankılandı. Ne demekti "yüreğini koymak"? Hep düşünmüş ama bir türlü anlamış gibi olamamıştı. Cemal'in bu basit ama derin cümlesi, ona uzun zamandır içindeki boşluğu doldurması için cesaret verdi. Ayşe, aslında hayatındaki her şeyin doğru olduğunu ama bir şeylerin eksik olduğunu fark etti. Gerçekten içinden gelerek bir şeyler yapmamıştı. Yüreğini koymamıştı.

Erkeklerin Bakış Açısı: Stratejik ve Çözüm Odaklı Bir Yaklaşım

Cemal’in verdiği öğüt, erkeklerin genellikle stratejik ve çözüm odaklı bakış açılarına yakın bir tarzda söylenmişti. Cemal, her zaman insanlar için bir çözüm önerir, olayları net bir şekilde analiz eder ve bir yön göstermeyi bilirdi. Ancak bu çözüm önerileri, bazen oldukça sert, açık ve "okkalı" olurdu. Onun için önemli olan, doğruyu bulmak ve insanları yüzleştirmelerle, gereksiz dolambaçlardan uzaklaştırmaktı.

Cemal'in sözleri, Ayşe'nin sorununun yalnızca dışsal bir mesele olmadığını, içsel bir farkındalık gerektirdiğini anlatıyordu. Cemal’in gözünde, her sorunun bir çözümü vardı. Bu çözüm bazen, insanın içinde gizliydi; bazen de cesaret gerektiren bir adım atmakla ilgiliydi. Cemal’in bu stratejik yaklaşımı, erkeklerin çözüm odaklı, pratik çözüm arayışına çok yakın bir bakış açısıydı.

Erkeklerin bazen ne kadar acımasızca doğruyu söylediğini düşünürsek, Cemal’in yaklaşımı, onlara özgü, somut ve doğrudan bir çözüm önerisi gibiydi. Ama aynı zamanda, bu söz de aslında Ayşe'nin içsel gücünü keşfetmesi için bir itici güç olmuştu. Cemal’in amacı, sadece Ayşe’yi düşünmeye sevk etmekti; ama o, doğru kelimelerle bunu yapmayı başardı.

Kadınların Bakış Açısı: Empatik ve İlişkisel Bir Yorum

Ayşe, Cemal'in sözleri üzerine düşündü. Kadınların çoğu gibi, empati ve ilişkiler üzerine yoğunlaşan bir yaklaşımı vardı. Bu söz, onun için yalnızca bir strateji değil, insan ruhunun derinliklerinde bir farkındalık doğurdu. Ayşe, yüreğini koymanın anlamını yavaş yavaş çözmeye başladı: Kendi hayatına, işine, ilişkilerine, kendine… Hepsine gerçek anlamda bağlanmak ve her birine kalpten değer vermekti bu.

Kadınlar için, ilişkilerde ve duygusal dünyada yer alan her şeyin içten gelmesi gerektiği vurgusu çok daha anlamlıdır. Ayşe, şimdi Cemal'in sözlerini yalnızca akıl değil, kalp yoluyla da anlamaya başlamıştı. İçindeki boşluğu doldurmak, sadece çözüm aramak değil, her adımda insana duyduğumuz saygıyı ve sevgiyi eklemekti. Cemal’in okkalı sözleri, Ayşe’nin yaşamına dokunarak onu içsel bir dönüşüme itmişti.

Hikayenize Duygusal Bir Bağ Kuruyor Musunuz?

Şimdi, bu hikayeye nasıl bağlanıyorsunuz? Ayşe'nin yaşadığı içsel farkındalığı, siz de bir zamanlar yaşadınız mı?

Cemal’in okkalı sözlerinin size de bir yön gösterdiğini düşündüğünüz anlar oldu mu?

Hikayenizde, yüreğini koyarak bir şeyler başarmış, ya da tam tersine, çözüm odaklı yaklaşımla sorunları aşmaya çalıştığınız anlar var mı?

Paylaşmak isterseniz, yorumlarınızı bekliyorum! Bu tür hikayeler, gerçekten hepimizin içindeki derinlikleri keşfetmek için güzel bir fırsat olabilir.