Pelteklik hangi harfler ?

YeFu

Global Mod
Global Mod
Pelteklik Hangi Harfler? En Çok Karıştırılan Sesler Üzerinden Objektif Bir Karşılaştırma

Bir süredir “Pelteklik hangi harflerde olur?” sorusunun internette birbirinden oldukça farklı cevaplarla karşıma çıkması dikkatimi çekiyor. Kimi yerde yalnızca S ve Z, kimi yerde S, Z, Ş, J, başka kaynaklarda ise R, C ve Ç gibi sesler de listeye ekleniyor. Üstelik “pelteklik” ile genel artikülasyon bozukluğunun aynı şeymiş gibi kullanılması da kafa karıştırıyor.

Bence burada asıl mesele yalnızca “hangi harf?” sorusunun cevabını bulmak değil. Çünkü konuşmada sorun yaşanan şey teknik olarak harfin kendisi değil, o harfin temsil ettiği sesin nasıl üretildiği. Türkçe açısından bakıldığında en sık tartışılan grup özellikle S, Z, Ş ve J sesleri. Bunun yanında bazı geleneksel diksiyon kaynakları R, C, Ç gibi ses değişimlerini de pelteklik başlığı altında değerlendiriyor. EBA Kitap+1

Burada erkek ve kadınların konuya farklı açılardan yaklaşabileceği iddiasını da biraz sorgulamak gerekiyor. “Erkekler veriye bakar, kadınlar duygusal yaklaşır” şeklinde kesin bir ayrım yapmak bilimsel açıdan savunulabilir değil. Buna karşılık insanların kişisel deneyim, toplumsal beklenti, özgüven ve ölçülebilir konuşma hataları arasında farklı öncelikler kurabildiğini söylemek daha doğru. Forumda asıl tartışmaya değer nokta da bence bu.

Pelteklik denince gerçekten hangi harfler akla geliyor?

Türkçe kaynaklarda pelteklik için en sık karşılaşılan sesler S, Z, Ş ve J grubudur. Millî Eğitim Bakanlığı'nın EBA'da yayımlanan eğitim materyalinde pelteklik, “S, z, t, ş, j” gibi seslerde hava çıkışının yanlış yerlerden olmasıyla ilişkilendiriliyor. Örneğin “paşam” kelimesinin “pasam” biçiminde söylenmesi örnek olarak veriliyor. EBA Kitap

Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Her S, Z, Ş veya J hatası aynı türden değildir.

Örneğin:

- Ş → S: “şeker” yerine “seker”

- S → Ş: “sana” yerine “şana”

- J → Z: “jilet” yerine “zilet”

- C → J: “kucak” yerine “kujak”

- Bazı geleneksel sınıflandırmalarda R → L: “birader” yerine “bilader”

gibi değişimler “pelteklik” başlığı altında ele alınabiliyor. Toad+1

Fakat modern konuşma ve dil terapisi açısından daha dikkatli bir terminoloji kullanmak gerekiyor. Amerikan Konuşma-Dil-İşitme Derneği (ASHA), bu tür problemleri daha geniş biçimde speech sound disorder / konuşma sesi bozukluğu çerçevesinde ele alıyor ve seslerin çıkarılmasında “distortion” yani sesin bozulmuş biçimde üretilmesini de ayrı bir hata türü olarak tanımlıyor. ASHA

Dolayısıyla “pelteklik sadece şu dört harftir” demek fazla kesin olur.

S ve Z neden bu kadar sık gündeme geliyor?

S ve Z'nin özel bir yeri var. Çünkü bu sesler, konuşma sırasında havanın ağız içinde oldukça kontrollü biçimde yönlendirilmesini gerektiren seslerdir.

Özellikle S sesinde dilin konumu, dişlerin birbirine göre duruşu ve hava akımının yönü önemlidir. Dilin dişler arasına fazla çıkması veya havanın doğru kanaldan yönlendirilememesi sesin alışılmış S'den farklı duyulmasına yol açabilir.

ASHA'nın artikülasyon ve fonoloji kaynaklarında bu tür durumlar “distortion” kapsamında ele alınıyor ve örnek olarak lateral /s/ üretimi veriliyor. Yani problem sadece “harfi söyleyememek” değil; sesin bozulmuş bir biçimde üretilmesi de söz konusu olabilir. ASHA

Bu nedenle “S'yi söyleyebiliyor musun?” sorusu tek başına yeterli bir test değildir.

Bir kişinin “S” demesi mümkün olabilir ama sesi yine de standart üretimden farklı olabilir.

Ş ve J neden S ve Z ile karıştırılabiliyor?

Ş ve J de aynı bölgedeki ses üretim mekanizmaları nedeniyle S ve Z ile karıştırılmaya açık seslerdir. Türkçe diksiyon kaynaklarında özellikle Ş yerine S kullanılması “seleştirme”, S yerine Ş kullanılması ise “şeleştirme” şeklinde sınıflandırılıyor. J yerine Z kullanılması da benzer biçimde ayrı bir değişim olarak veriliyor. Türkçeci+1

Örneğin:

“Şimdi şuraya gidelim.”

cümlesinin,

“Simdi suraya gidelim.”

gibi söylenmesi, dinleyenin hemen fark edebileceği bir ses değişimi oluşturabilir.

Fakat burada da bir ayrım yapmak lazım. Çocukluk döneminde gelişimsel olarak görülen bir ses hatası ile yetişkinlikte devam eden kalıcı bir artikülasyon sorunu aynı değerlendirilmemelidir. ASHA kaynakları da konuşma sesi bozukluklarının değerlendirilmesinde hatanın türü, yaşı, sürekliliği ve kişinin iletişim üzerindeki etkisinin dikkate alınması gerektiğini ortaya koyuyor. ASHA+1

Peki R harfi neden bazı listelerde var?

İşte burada internet kaynakları arasındaki fark iyice belirginleşiyor.

Bazı Türkçe diksiyon kaynakları R yerine L kullanımını da pelteklik türleri arasında gösteriyor. “Birader” yerine “bilader”, “terlik” yerine “tellik” gibi örnekler veriliyor. Toad+1

Fakat benim açımdan daha doğru yaklaşım şu: R sesindeki her problem otomatik olarak “pelteklik” diye adlandırılmamalı.

Çünkü R'nin yanlış üretilmesi, S veya Z'deki tipik “peltek” üretimden farklı bir artikülasyon meselesi olabilir. Modern klinik değerlendirmede belirleyici olan şey, kişinin hangi sesi, hangi pozisyonda, nasıl ürettiği ve bunun iletişimi ne ölçüde etkilediğidir.

Bu ayrım önemli. Aksi durumda internetteki geniş “pelteklik listeleri”, farklı konuşma sesi sorunlarını tek bir torbaya koyabiliyor.

Erkekler ve kadınlar gerçekten bu konuya farklı mı bakıyor?

Burada biraz frene basmak gerekiyor.

“Erkekler objektiftir, kadınlar duygusaldır” demek hem bilimsel olarak gereksiz bir genelleme hem de gerçek hayattaki çeşitliliği açıklamakta yetersiz kalıyor.

Ama soruyu bir bakış açısı karşılaştırması olarak ele alırsak ilginç bir ayrım ortaya çıkabilir.

Örneğin bir erkek forum kullanıcısı şöyle yaklaşabilir:

“Ses hangi pozisyonda yanlış çıkıyor? Kaç kelimede görülüyor? Sürekli mi? Konuşma anlaşılabilirliğini etkiliyor mu? Terapi gerekli mi?”

Bu yaklaşım ölçülebilir göstergeleri öne çıkarır.

Başka bir kadın kullanıcı ise aynı deneyimi şu açıdan değerlendirebilir:

“İnsanlar konuşurken bana bakıyor mu? Çocukken arkadaşlarım benimle dalga geçti mi? İş görüşmesinde konuşma biçimim nedeniyle kendimi kötü hissediyor muyum? İnsanların beni daha az ciddi algıladığını düşünüyor muyum?”

Bu ikinci yaklaşım da “daha az objektif” olmak zorunda değil. Çünkü konuşma probleminin sosyal etkisi de ölçülmesi gereken gerçek bir sonuçtur.

Hatta aynı kişi hem veri hem duygu açısından yaklaşabilir.

Bir kişinin S sesini yanlış ürettiğini akustik olarak ölçmek başka bir şeydir; bu kişinin bunun yüzünden toplantılarda daha az konuşması başka bir şey.
 
Üst